Öncelikle,bu blog yapımına başlarken kendi kendime uzunca bir düşünce
sürecine girmiştim,ne yapabilirim yada ne yapmalıyım diye..Sonrasında bir gün
düşünürken unutulan mesleklerle ilgili yazılar yazmaya karar verdim.Unutulan
meslek dallarındaki kişilerle konuşup,meslekleriyle ilgili
hikayeleri,unutamadıkları şeyleri ve bu mesleklerin neden geride kalmaya
başladığına dair.. Neden bu işe girdiğime gelince,her zaman geride kalan
herşeyin hikayeleri bana eski filmleri çağırıştırır..Sanki eski siyah beyaz fotoğraflar
ve insanın bazen burnuna doğru kokusu gelen tozlar gibi… Röportaj yapmak için
kendime bir meslek arayışına girdiğim dönem, etrafıma dikkatle bakmadığım halde
gözmüme bir yorgancı dükkanı ilişti.. Hala bir yorgancı dükkanının çalışıyor
olması beni etkiledi,o kadar uzun zamandır yorgancı görmemiştim ki.. Sonra
gözümün önüne eski görüntüler gelmeye başladı,rahmetli ananemin o herşeyi
antika olan ama insanda gri bir etki bırakan evi,orda kalırken geceleri abimle
üzerime örttüğü,ilk anda insanda satenin verdiği bir üşüme hissi veren ağır el
yapımı yorganlar…Üzerinde ilmek ilmek işlenmiş desenler...Tabiiki öncelikle
beni kırmayıp sorularıma cevap veren 'Yorgancı Ali' adıyla bilinen Ali Bey e
teşekkür ederim..
-Merhaba öncelikle bu işe ne zaman başladınız?
Bu işe 1987 de çıraklıktan başladım, o tarihten itibaren bifiil devam etmekteyim.
-Peki neden yorgancılığı seçtiniz? Aile mesleği miydi,yoksa ilgi duydunuz için mi bu alana yöneldiniz ?
Aslında abimin bir yorgancı dükkanı vardı,bende onun
yanında çalışarak yardım ediyordum,ona çıraklık yapıyordum.Daha sonra
üniversite sınavını kazanamadığım için tamamen abimin yanında çalışmaya karar
verdim.Bir meslek öğrenmek istedim,o zamanlar yorgancılık bu kadar köşede
kalmış bir meslek değildi çünkü. Bu işe 1987 de çıraklıktan başladım, o tarihten itibaren bifiil devam etmekteyim.
-Peki neden yorgancılığı seçtiniz? Aile mesleği miydi,yoksa ilgi duydunuz için mi bu alana yöneldiniz ?
-Mesleğinizin
zorluklarından konuşalım biraz da..Ne gibi zorlukları var mesleğiniz ?
Bu mesleğin en zor tarafı sabırlı olmak..Yorgancılık sürekli
sabır ve dikkatlilik ve süreklilik isteyen bir meslek..Bir nevi iğneyle kuyu
kazmak gibi..Ve devamlı oturarak çalışıyoruz.
-Şu aralar kimlere
yorgan dikiyorsunuz?Evlilik hazırlığında olanlara mı yoksa daha çok eski
müşterilerinize mi ?
Yani eskiden yeni evlilere ve gençlere hazırlıyorduk ama şuanda
bizi değil de daha çok fabrikasyon hazır yorganları tercih ediyorlar..Biz
teknolojiye yenik düşmüş durumdayız..O yüzden eski köklü müşterilerimize ve
geleneklerini unutmayan çeyiz hazırlayan ailelere yapıyoruz.
-Fabrikasyon
yorganla, sizin hazırladığınız yorgan arasındaki fark nedir ?
Biz yorganlarımızın içine yün ve pamuk
koyuyoruz.Desenlerimizi elde çizerek hazırlıyoruz.Sonuçta makine bizim
istediğimiz veya bizim çizdiğimiz şekilde çizemez..Ve tabi onlar elyaf
kullanıyorlar.Elyaf sağlıksız bir malzeme zaten dikkatlice incelediğinizde bir
petrol kokusu duyabilirsiniz.
Daha pahalı evet ama şu açıdan bakın,biz el emeğimizin
karşılığını alamıyoruz,emeğimizin altında bir fiyatla çalışıyoruz.
-Bir yorganın
hazırlanış süresi ortalama kaç gün sürüyor ?
3-4 gün süren yorganlarımız var…Tabi bir de günlük
yorganlarımız var o bir günde bitiyor müşteriye teslim ediyoruz.
-Uzun zamandır yaptığınız
bir iş bu,illaki anılarınız vardır.Unutamadığınız bir anınız var mı ?
Eskiden, daha önce de söylediğim gibi çok fazla iş
yapardık.Aileler evlatlalarının çeyizlerine yorgan alırlardı.Bir gün bulgar
göçmeni bir kadın gelerek 12tane yorgan siparişi vermişti.Sonradan öğrendim ki
2 kızı varmış,çeyizlerine 6şar tane yorgan koyacakmış.Bu olayı hala unutamam
mesela.
-Son olarak,sizden
sonra devam edecek mi peki bu meslek ?
Ben devam edeceğini sanmıyorum açıkcası.Biz bu
mesleğin son temsilcileriyiz.Bizden sonra böyle yorganlar bulunacağını da pek
tahmin etmiyorum.Çırak yetişmiyor işi öğretemiyoruz,çünkü bu işe bir talepte
kalmadı..Daha önce dediğim gibi biz teknolojiye yenik düştük..Yapabileceğimiz
kadar devam edeceğiz,ama sonrasında ne olur bilmiyorum.Eskiden fakir veya zengin farketmeden her ailenin evinde en az bir tane yorgan bulunurdu.. Yorgan sadece bir ısınma aracı değil,dolaplarda özenle saklanan,misafirler yatıya kaldığında çıkarılan bir misafirperverlik göstergesiydi.. Evlenme çağındaki genç kızların çeyizlerinde,kurdukları sıcak aile hayalinin bir parçasıydı… Tarihe bakarsak,Osmanlı da saraylarda,şehzadelerin,sultanların,padişahların odalarını süsleyen,özenle yapılmış,estetik kaygı taşıyan bir nesneydi… Günümüze gelindiğinde,eski ağırlıktan kurtulmak için mi,yoksa gün geçtikçe hızlanan hayatımıza bir şekilde daha pratiklik eklemek için mi bilinmez,yorganlar önce dolapların en üst raflarına,sonra dolaplardan eskicilere doğru giderek yavaştan hayatımızdan çıktılar.. Yerlerine daha hafif nevresimler,elyaftan silikondan yapılan hazır yorganlar geldi.. Rahatlarız sandık o eski yorganların ağırlığından kurtulunca,ama bilmediğimiz birşey vardı şimdiki hafif yorganların eski el yapımı yorganlara göre çok daha sağlıksız olduğu.. Dünya tekrar organik yaşama dönmeye çalışıp,organik adı altındaki eşyalara büyük paralar dökerken şimdide eski el yapımı yorganlara talep gelir mi bilmem…
Gökçe Nur GEDİK
gokcenurgedik@gmail.com
.jpg)
.jpg)





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder